Akhisar turizm kenti olabilir mi?

Uzun yıllardır Tepe Mezarlığı olarak bildiğimiz antik çağın önemli kentlerinden Thyateira’nın yanında esnaflık yapmam nedeniyle sık sık gördüğüm (Özellikle de Japonlar) yabancı konuklar nedeniyle hep “Akhisar Turizm kenti olabilir mi?” sorusunu soruyorum.
Bilenler biliyordur ama yinelemekte de fayda olur diye düşünüyorum. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde anılan Yedi Kilise'den biri burada bulunması Akhisar için büyük avantaj.
Bu nedenle Akhisar’ın öncelikle tarih ve inanç turizmini de öne çıkarması gerekmiyor mu?
Ayrıca zeytin ve gastronomi turizmi olamaz mı?
Bir de unutmamalıyız ki, Musalar Mahallesi (Köyü) tam bir doğa harikası.
Şimdi bunları ele alacak olursak, turizm için şehrimizin elindeki en büyük kozlar
Öncelikle tarih ve inanç turizmi.
Antik çağın önemli kentlerinden Thyateira üzerine kurulmuş durumda bulunan ayrıca Hristiyanlığın ilk dönemlerinde anılan Yedi Kilise'den birisine sahip olmamız özellikle yabancı ziyaretçiler için büyük bir avantaj.
Yıllardır "zeytinin başkenti" diyoruz. İnanın bu sadece bir slogan değil. Akhisar'ın zeytin ve zeytinyağı kültürü, doğru anlatılırsa başlı başına bir turizm ürünü olabilir. Çok rahatlıkla da hasat şenlikleri, tadım rotaları, zeytin müzesi ve üretim gezileri oluşturulabilir.
Akhisar’da neresini kazacak olursanız tarih fışkırıyor. Kazı çalışmaları yeniden hız kazanmış durumda. Thyateira'da ortaya çıkacak her yeni bulgu, kentin turizm değerini artırabilir. Ayrıca Akhisar Müzesi de önemli eserler barındırıyor. Bunu unutmamak gerekli.
“Musalar Peri Bacaları” veya “Akhisar Peri Bacaları” olarak isimlendirdiğimiz bölgeyi kim biliyor?
Bölgenin görünümünün Kapadokya'yı andırdığı özellikle vurgulamalıyız. Üstelik burası yalnızca güzel görünen birkaç kaya parçasından ibaret değil. Doğal oluşumların yanında köy yaşamı, zeytincilik, bağcılık ve hayvancılık gibi kırsal değerler de bulunuyor. Bu da burayı yalnızca “fotoğraf çekilecek bir yer” olmaktan çıkarıp kırsal turizm rotasına dönüştürme fırsatı veriyor.
Bir başka önemli ayrıntı. Musalar'da arkeolojik sit alanı da bulunuyor.
Her şeyden önemlisi de kentimize gelecekler için konum çok kolay. İzmir, Bergama, Manisa ve Çanakkale, Balıkesir, İstanbul, Ankara, Denizli güzergâhı üzerinde bulunması önemli bir avantaj. İnsanlar zaten bu güzergâhtan geçiyor. Sorun, sadece onları Akhisar’da durdurup şehirde vakit geçirmesini sağlayamaması.
Eksiklerimiz yok mu?
Öncelikle otel sayısı yeterli değil.
Kent merkezinde turistik kimliğin yeterince hissedilmiyor.
Thyateira'nın ulusal ve uluslararası ölçekte yeterince tanıtılmıyor.
Turizm rotaları oluşturulamıyor.
Tarih, gastronomi ve alışveriş deneyimimiz çok eksik.
Şehrin marka değeri güçlü değil.
Oysa ki; Akhisar'ın geleceği tarih, inanç, kültür, zeytin ve gastronomi turizminde.
Bir turist ülkemize sadece deniz için gelmez. Zaten Akhisar’da da deniz olmadığından neye gelir?
Thyateira'yı görmeye,
Yedi Kilise rotasını takip etmeye
Zeytin hasadına katılmaya
Akhisar köftesini tatmaya, katmer yemeğe, pideli paça çorbası içmeye
Yerel kültürü yaşamak için gelebilir.
Şehrimizde;
Tarih var.
Kültür var.
Zeytin var.
Doğa var.
Konum var.
Eksik nedir?
Hikayeyi yazmak!


